Organ Bağışı İle İlgili Kompozisyon Örnekleri 1. Organ bağışı bir insanın organlarının bir kısmını veya tamamını henüz sağlıklı iken beyin ölümünün ardından başka insanlarda yararlanılmak üzere bağışlaması işlemi. Bir bakış açısıyla; organ bağışının kan naklinden farkı yoktur. Hayat kurtarma
Organ bağışı yapmak isteyen tüm vatandaşlarımızın bağışı bu birimde kabul edilmektedir. Ayrıca tüm devlet hastaneleri, özel hastaneler, sağlık ocakları ve sağlık müdürlüklerine başvurabilirsiniz. Doku ve organ nakli ile ilgili gerçekler Herkes doku ve organ vericisi olabilir.
ORGANLARINIZ BİRÇOK HAYAT KURTARABİLİR ”FARK YARATIN”. Haziran 18, 2021. 11:29 am. Stratejik planımızın 2.8.5 Organ Bağışı Konusunda Farkındalık Çalışmaları yapılması faaliyeti kapsamında, ilgili faaliyetten sorumlu Odamız personeli Ümit Murat Erşan, Burçin Ünlütürk ve Meral Yanık Dr.Aydın Güçlü ile bir
OrganBağışı İle İlgili Bilmeniz Gerekenler. Organ nakli bekleyen hasta sayısı her geçen yıl giderek artıyor. Bu artışın nedenleri arasında obezite, hipertansiyon, doğuştan gelen hastalıklar, akraba evlilikleri ve yanlış yaşam alışkanlıkları önemli rol oynuyor. Hastalarla birlikte ailelerinin de yeniden hayata
Organ bağışı yapmak insanlara can vermek demektir. Hepimizin bir gün organa ihtiyacımız olabileceğini unutmamak gerekir. İnsanoğlunun başına ne zaman nerede ne geleceğini bilemeyiz. Organ bekleyen bir çok insan var.Bu insanların hayatı bağış yapacak olan insanlara bağlıdır. Bir insana can verebilmek dünyanın en güzel ve
Organbağışı ile ilgili bütün aşamalar, Ulusal Organ Koordinasyon Merkezi tarafından denetlenmektedir. Ayrıca, ilgili bütün süreçler, geriye dönük olarak da tekrar denetimden geçmektedir. Bu nedenle bağışlanan organların para ile başkasına satılması mümkün değildir.
nQJxH. Kırk sene önce Türkiye’nin ilk özel hastanesi olarak kurulan Güven hastanesindeyiz. Yüzünden hiç eksik etmediği gülümsemesi ve pozitif enerjisiyle karşılıyor Nüket Küçükel Ezberci. Çaylarımızı yudumlarken hayata dair konulara da kendimizi kaptırıp sene önce Türkiye’nin ilk özel hastanesi olarak kurulan Güven hastanesindeyiz. Yüzünden hiç eksik etmediği gülümsemesi ve pozitif enerjisiyle karşılıyor Nüket Küçükel Ezberci. Çaylarımızı yudumlarken hayata dair konulara da kendimizi kaptırıp gidiyoruz. Bize kendinizden bahseder misiniz? Bilkent Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Bölümü mezunuyum. İş hayatıma 1992 yılında Dışişleri Bakanlığı’nda başladım. Bakanlığın çeşitli kademelerinde görev aldıktan sonra 2007 yılında aile şirketimiz olan Güven Hastanesine geçtim. Halen Güven Hastanesi yönetim kurulu başkanlığı görevimi sürdürmekteyim. Güven Hastanesi Türkiye’nin ilk özel hastanesi. Kuruluşundan bugünlere geliş öyküsü nasıl? Rahmetli anne ve babamın bundan 40 yıl evvel girişimleriyle 20 yataklı olarak kurduğu hastanemiz zaman içinde 250 yatağa ulaştı. İki kız kardeş ikinci nesil olarak emanetçiliğini üstendiğimiz hastanemizi 40 bin metrekare üzerinde faaliyet gösteren, tüm branşlara haiz bir kurum olarak büyütmeyi başardı. İki kız kardeşiz diyorum ama 1000 kişilik aslında çok büyük bir aileye sahibiz. Bu nedenle çok mutluyuz ve çok gururluyuz. Çünkü sürekli gelişip, büyüyen, kendini yenileyen bir kurumu yönetiyoruz. Başarınızın altında yatan en önemli etken nedir? Başarımızın altında yatan en önemli etken hızlı karar alabilmemiz, sağlıkla ilgili tüm parametrelere hakim olmamız, çok yetkin kadrolarla çalışıyor olmamız ve en önemlisi temeli sevgi olan kurum kültürümüzü asla ve asla kaybetmememiz. Bütün bunlar bir araya geldiği zaman başarıyı yakalamamız kadar doğal bir şey olamaz. En önemli etkenlerden birisi de iki kız kardeş olarak burayı çok sevmemiz ve işimizi üçüncü bir kardeşimiz gibi görüp, muamele etmemiz geliyor. Çünkü biz burada büyüdük, burada öğrendik bir çok şeyi. Hastane olmazsa olmazımız oldu. Benim kardeşimden farklı olarak şansım 16 sene Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmam oldu. Orada ülkemizi çeşitli şekillerde temsil etme fırsatı buldum. Kız kardeşim ise üniversiteyi bitirmesinin ardından hastanede çalışmaya başladı. Annem bildiği her şeyi kızkardeşim Banu Küçükel’e ve hastanemiz genel müdürü Aylin Yaman’a öğretmiştir. Peki görev paylaşımını nasıl yapıyorsunuz? Kardeşim iç işleri bense dış işleri yaparım. Birbirimizin bildiğini diğerimiz öğren- meye çalışmadık. Gerek biz kardeşler, gerekse ailemizde bulunan 1200 kişi kendi işinde uzmanlaştı ve bilgi dağarcığını işiyle ilgili olarak genişletti. Böylelikle herkes kendi işini, kendi görev tanımını yürütüp, koruyup kollamakla mükellef oldu. Hepimiz de kendi bildiğimiz işi yaptığımız için gayet mutlu ve mesut bir şekilde işimizi yapıyoruz. Güven Hastanesi karaciğer nakli gibi zor işlere de soyunmuş. Bu başarıyı neye borçlusunuz? Evet bu bizi gururlandıran ve onurlandıran bir olaydır. Hastanemizde karaciğer nakilleri başladı ve ilk canlıdan karaciğer naklini gerçekleştirdik. Bir ilki başarmamızın övüncünün yanı sıra babamızın vasiyetini de yerine getirmemizin gururunu taşıyoruz. Rahmetli babamıza atfolunur. O’na verdiğimiz sözü gerçekleştirmek bizim için çok önemliydi. Aylin hanım sizden de hastanenin genel müdürü olarak bir takım veriler almak istiyoruz. Bize neler söyleyebilirsiniz? Hastanemiz 40 yıllık geçmişinde sürekli gelişerek büyümüş bir hastanedir. 40 bin metrekareye kurulu tam teşekküllü hastanemizde son teknolojinin yanı sıra yanık ve radyoterapi ünitesi hariç tüm uzmanlık ve yan dal branşlarda hizmet verilmektedir Hastaneyi rakamlarla ifade edecek olursak… 251 yataklı bir genel hastane. Yıllık ortalama 35 bin acil hastamız var. Ortalama 20 bin yatan hastamız, 95 bin civarı ise poliklinik hastamız var. % 71’lik yatak doluluk oranıyla çalışıyoruz. Hastalarımızın % 30’u şehir dışından gelmekte. Hizmet verdiğiniz branşların bir kısmından bahsedebilir misiniz? Kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi öne çıkan uzmanlık dallarımızın başında geliyor. Son derece donanımlı, multidisipliner bir yaklaşımla çalışan ekibimiz günde ortalama 7 kalp ameliyatı ve yine ortalama 20 koroner anjiografi işlemi gerçekleştirmekte. Ankaralıların tercih ettiği bir diğer ünitemiz kadın doğum ve yeni doğan ünitemiz. Burada da yine konusunda uzman bir ekibimiz var. Yılda ortalama 2000 doğum gerçekleşiyor ve özellikle komplike gebeliklerin takibi ve doğumu konusunda son derece tecrübeli bir merkez. Acil servisimiz, her şiftin acil tıp uzmanı ve pratisyenle yapılandırıldığı, son derece komplike hastalara 24 saat kesintisiz hizmetin verildiği oldukça donanımlı bir ve tiroid hastalıkları merkezimiz, medikal, cerrahi ve tanısal yaklaşımı uluslar arası standartta sunabilen çok başarılı bir merkez. Meme merkezimiz, Ekim 2012 tarihi itibarıyla Breast Centers Network organizasyonuna afiliye üye olarak kabul edildi. Pediatri ve pediatrik cerrahi servisi 26 uzman hekimle dev bir kadroya sahip. Yan dallar, yeni doğan ve poliklinik hekimlerimizle gerçekten adeta çocuk hastanesi disiplininde çalışıyorlar. Henüz iki yıllık geçmişi olan Onkoloji bölümümüz, göğüs cerrahisi, genel cerrahi, beyin cerrahisi gibi cerrahi onkoloji hizmeti veren bölümlerimizin tamamlayıcısı oldu. Sonuç olarak daha sayamadığım pek çok branşta, modern tıbbın gerektirdiği anlayışla ve mükemmel bir ekiple hizmet veriyoruz. Geldiğimiz nokta son derece gurur verici. Son olarak kurucularımızın da vasiyeti olan ve hizmeti en üst noktalara taşıyabileceğimiz ve gerçekten çok büyük bir ihtiyaca cevap vermesini beklediğimiz organ nakli konusuna adım attık. İsterseniz bu başarılı organ nakillerini gerçekleştiren Prof. Dr. Sedat Karademir’den konu ile ilgili görüşlerini alalım… Türkiye’de organ nakli nerelerde? Bundan 10-15 yıl önce Başkent’te Haberal hocayla başlayan organ nakilleri yılda onlu sayılarla ifade edilirken artık yılda binlerle ifade edilir hale geldi. Gelinen noktada sorgulamamız gereken konular da beraberinde değişti. Artık kaliteyi konuşmamız lazım. Yapılan ameliyat sayılarının değil, ameliyatlarının sonuçlarının konuşulması gerektiği bir dönemdeyiz. Organ nakli sonrası bu insanlar tekrar topluma kazandırılabilmiş mi, bu insanların kaçı hayatta, kaçı kaliteli yaşam sürebiliyor, bu veriler önem kazanmakta. Türkiye’de çok başarılı merkezlerimiz var. Verilen oranların ötesinde, gerçekten sayı olarak daha az yapan fakat yaşam kalitesi ve sürdürülebilirlik açısından da başarılı fakat ön plana çıkmamış merkezlerimiz var. Cerrahi ve medikal yaklaşımlarda Türkiye’nin hiçbir eksiği yok hatta fazlası var denebilir çünkü ciddi bir “canlıdan organ nakli” tecrübesi var. Bu tecrübe iyi olmakla birlikte, elbetteki tercihimiz kadavradan organ nakillerinin artması. Türkiye’de organ bağışı ne düzeyde? Halk daha bilinçli olmakla birlikte, istenen düzeyde değil. Bu konuda sağlık politikalarının tüm mecralarla iş birliği içinde olması gerekiyor. Film senaryolarından tutun da gazete haberlerine kadar her şey halkı etkileyip korkutabilmekte. Son yıllarda konuyla ilgili bilinçli ve eğitici programlar yürütülmekte. Sağlıkçılara, bakanlık yetkililerine, kanun yapıcılara, hukukçulara, din adamlarına çok büyük görevler düşmekte. Son olarak konuyla ilgili neler söylemek istersiniz? Organ nakli konusu, özel, devlet, üniversite ayrımı yapmadan elbirliği ile götürülmesi gereken bir konu. Gereken eğitim, altyapı ve insan kaynağı fazlasıyla var. Bize de titizlikle çalışmaları sürdürmek ve etik yaklaşımdan ödün vermeden çalışmak kalıyor.
Organ bağışında acı hissedilir mi?Gerçek Sevdiğiniz insan, organ bağışı anında beyin ölümü durumundadır ve acı hissetmesi söz konusu değildir. Ölümden sonra bile, sevdiğiniz insanın bedenine, yaşayan bir hastaya gösterilen özenin aynısının gösterilmesi için mümkün olan bütün çaba sarf bağışında aileye sorulur mu?Organ bağışlayan kişinin beyin ölümü halinde aile onayı olmadan organları alınamıyor. … Türkiye'de, organ bağışı yapılabilmesi için 18 yaşını doldurmuş olmak, bu dileğin, iki tanık önünde, sözlü olarak yapılması ve bunun bir hekim tarafından tasdik edilmesi bağışlamak için gerekli şartlar nelerdir?Organ bağışı nasıl yapılır? 18 yaşını dolduran ve akıl sağlığı yerinde olan herkes organ bağışçısı olabilir. Gönüllülük esasına dayalı olan organ bağışında bağışçı olmak için sağlık müdürlüklerine, devlet ve özel hastanelerin organ bağışı koordinatörlerine ya da sağlık ocaklarına insanın hangi organları bağışlanır mı?Her ölümden sonra organların kullanılması ne yazık ki mümkün olamamaktadır. … Sadece ve sadece beyin ölümü gelişmiş yani tıbben ölmüş ama organları zarar görmemiş insanların organları diğerlerine nakledilebilir. Bunun içinde kalbin hala çalışıyor olması ölümünden sonra acı hissedilir mi?Beyin ölümü geri dönüşsüzdür… Ciddi kazaların, ağır felçlerin ya da beyin kanamasının neden olduğu beyin ölümünde hastanın bilinci kapalıdır ve acı hissetmez. Beyin ölümü; hayatın artık sona erdiğini, vücutta bulunan organların ise ancak makine desteği ile fonksiyonlarını devam ettirebildiği bir kişiden organ alınır mı?Organ bağışı yapılmış olsa bile her ölümden sonra organ nakli mümkün olmuyor. Örneğin, evde, sokakta, acil serviste veya hastanelerin herhangi bir servisinde ölmüş kişilerin organları, Türkiye'de organ bağışında organ bağışı nasıl yapılır?Öldükten sonra kullanılmak üzere organlarınızı bağışlamak için büyük hastanelerin organ bağış ünitelerine ya da Türkiye Organ Nakli Vakfına başvurabilirsiniz. Burada iki tanık huzurunda bu isteğinizi beyan ederek imzalayacağınız organ bağış formu ile size bir organ bağış kartı verilecektir.
Organ Bağışı Haftası 03-09 Kasım nedeniyle İl Sağlık Müdürlüğümüz tarafından Bayramyerinde halkımızı organ bağışı hakkında bilgilendirmek amacıyla Stant kurulmuştur. Standımızı Sağlık Müdür Yardımcısı, Şube Müdürleri ve Müdürlüğümüz çalışanları ziyaret ettiler. Vatandaşlara organ bağışı hakkında bilgilendirme yapılarak broşürler dağıtıldı. Organ bağışçısı olmak isteyenlerin başvuru işlemlerinin yapıldığı standımız 03-09 Kasım 2017 tarihlerinde vatandaşları bilgilendirmek için hizmet verecektir. İl Sağlık Müdürümüz Dr. Şükrü ARPACI Denizli Yerel Televizyonu Deha20 Sema BARSTOGAN’IN sunduğu Egenin Mikrofonu Programı’na Bayramyeri standında organ bağışı ile ilgili halkımızı bilgilendirmek adına röportaj verdi. Organ Bağışı ile ilgili istatistikler; Türkiye genelinde fazla diyaliz hastası mevcuttur. İlimizde 1000’e yakın böbrek yetmezliği hastası diyaliz tedavisi almaktadır. 2015 yılında 35-40, 2016 yılında hasta 45-50 civarında hastaya kemik iliği nakli yapılmıştır. İlimizde toplam 300’e yakın beyin ölüm tespiti yapılmış olup bunlardan 80’den fazla hastaya organlarını bağışlamıştır. Bakanlığımız tarafından 2013 yılı Mayıs ayında, Türkiye Organ ve Doku Bağışı Bilgi Sistemi kurulmuştur. 2013 Mayıs ayından itibaren yeni sitemeTODBS geçildikten sonraki bağış sayımız 1500’e yaklaşmıştır. Ülke genelinde ulaşmıştır. Organ Bağışı ile ilgili sıkça sorulan sorular; Organ Bağışı Nedir? Kişinin kendi organlarını tıbben yaşamı sona erdikten sonra başka bir insanın tedavisi için kullanılmasına izin vermesi olayına ORGAN BAĞIŞI denir. Kişinin yasal olarak organ bağışı yapabilmesi için 18 yaşını doldurmuş olması ve bu dileğini iki şahit huzurunda bilinçli ve her türlü etkiden uzak olarak organlarını bağışladığını organ bağış senedini şahitlerle birlikte imzalayarak beyan etmesi gerekmektedir. Ne zaman organlarımızı bağışlayabiliriz? Organ Bağışı yapan kişinin tıbben yaşamı sona erdikten sonra yakınları tarafından organları bağışlanabilir. Kişi hayatta iken kendi serbest iradesi ile bir böbreğini yada karaciğerinin bir kısmını ihtiyacı olan bir hasta için bağışlayabilir, Organ Bağışı İçin Nereye Başvurabiliriz? Canlı vericiden organ bağışı için hasta ile birlikte organ nakli merkezine,Öldükten sonra kullanılmak üzere bağış için;Organ bağış birimi olan tüm hastanelerkamu,özel,üniversite Türkiye Organ Nakli Vakfı, Organ nakil merkezleri, Sağlık Müdürlükleri Organ Bağışı İçin Yaş Sınırı Var mı? Canlıdan canlıya bağış için 18 yaş, Kadavradan bağış için yaş sınırı yoktur. Ölen Bir Kişinin Organları Alınırken Vücut Bütünlüğü Bozulur mu? Tıpkı canlı bir insana ameliyat yapıyormuş gibi ameliyathane koşullarında ve normal ameliyat teknikleri ile multidisiplener bir yaklaşım ile işlem yapılır. Organlar alındıktan sonra gayet özentili bir şekilde cilt kapatılarak cesede bir saygı içerisinde temizliği yapılarak morga gönderilir. Organ Bağış Kartı Taşırsam Bir Gün Ölmeden Organlarım Alınır mı? Acil servise başvuran hastalarda üzerinde organ bağış kartı olsun veya olmasın en ağır hasta en öncelikli hastadır. Milyonda bir yaşam şansı varsa öncelikten dolayı hastanın yaşama şansı değerlendirilir ve tedavisi sağlanır. Aksi durumda beyin ölümü gelişse bile iyi bakım ve tedavi uygulanmadığında organlar kullanılamayacak duruma gelir. Öldükten Sonra Kullanılmak Üzere Bağışladığım Organlarım Satılır mı? 2238 sayılı Organ Nakli yasası gereğince organların satılması yasaktır. Alınan organlar Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Sistemi UKS içerisinde belli bir düzene göre paylaştırılmaktadır. Sistemin ticari bir döngüye girmesi mümkün değildir. Bağışladığım Organlar Adaletli Bir Şekilde İhtiyacı Olanlara Nakledilir mi? Alınan organlar Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Sistemi UKS içerisinde oluşturulan bilimsel danışma kurulunun belirlediği kurallar dahilinde hastalara gönderilir. Irk, din, dil farkı gözetmeksizin organlar uyum oranı en yüksek olan hastalara adalet ve şeffaflık ilkeleri çerçevesinde nakledilir. Beyin Ölümü Nedir? Beyin fonksiyonlarının geri dönüşümsüz olarak durum koma ve bitkisel hayattan tüm tıbbi tedavi ve makine desteğine rağmen kısa süre içinde tüm organlar işlevini bu kişiler tıbben ölümü tanısı olmayan kişiden organ nakli yapılamaz. Beyin Ölümü İle Bitkisel Hayat Arasındaki Fark Nedir? Bitkisel hayatta hastanın solunumu devam eder, bu hastalar aylarca,yıllarca yaşayabilirler, bazı durumlarda iyileşme şansları vardır. Beyin ölümü gerçekleşen kişiler solunum cihazına bağlıdır, hastanın kendisi solunum yapamaz, bu vakalar tıbben ölüdür, hayata dönmesi mümkün değildir. Beyin ölümünü vazodaki çiçeğe, bitkisel hayatı ise saksıdaki çiçeğe benzetebiliriz. Saksıdaki çiçek su verdiğimiz sürece yaşayacaktır, vazodaki çiçek bir kaç gün sonra mutlaka solacaktır. Organ Bağışı Dini Açıdan Uygun mudur? Organ Nakli Caiz midir? İslamiyet’te organ ve doku bağışına karşıt görüş oluşturacak herhangi bir metin bulunmamaktadır “Kim bir kimseye hayat verirse, o sanki bütün insanlara hayat vermişçesine sevap kazanır.”Maide Suresi 32. Ayet Diyanet İşleri Başkanlığının yapmış olduğu açıklamada Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayati bir uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığını, meslek ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen bir tabip tarafından tespit edilmesi, hastalığın bu yolla tedavi edilebileceğine tabibin zann-ı galibinin bulunması, organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlem yapıldığı esnada ölmüş olması, toplumun huzur ve düzeninin bozulmaması bakımından organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında ölmeden önce buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla, yakınlarının rızasının sağlanması, alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması, tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir. Organ Bağışında Ne Durumdayız? Dünyadaki Yerimiz? Organ bağışı her geçen yıl bir önceki yıla göre yaklaşık 2 katı artış göstermekte ancak bu artış halen çok yetersiz. Ülke olarak yılda milyon nüfus başına minimum 25 kadavra donör sağlayabildiğimiz zaman organ nakli bekleme listelerindeki hastaları tedavi etme şansını yakalayabiliriz. Bizde ölümlerin ancak % 25-30 unun yakınları organ bağışını kabul ediyorlar. Bu da yılda milyonda 3,5-4 kişi demek. Yani kadavradan organ bağışında yıllık ortalamanın çok çok altında kalıyoruz. Bu nedenle her yıl 6-7 bin kişi organ nakli beklerken yaşamlarını kaybediyor. Yaş ortalaması da oldukça düşük. Örneğin böbrek hastalarının % 50 sine yakınını 5-40 yaş arası kişiler oluşturuyor. Organ naklinin gelişmiş olduğu ülkeler ile aramızda bir kıyaslama yapmak gerekirse arada ortalama 10-15 kat fark var. Katolik bir toplum olmasına rağmen İSPANYA da oranlar milyon nüfus başına 35-40 arasıdır. Yine diğer Avrupa ülkelerinde ve Amerika da oranlar milyonda 25 in altında değil. Organ nakli bekleyen hasta listesine her yıl 4000-5000 yeni hasta ilave oluyor. Bizde ise yılda maksimum 3000-4000 kişiye kadavra+canlı vericiden organ nakli yapılabilmekte, geri kalanlar da maalesef kaderine terk edilmektedir. Yapılan nakillerin % 70 i canlıdan, % 30 u kadavradan sağlanmaktadır. İdeal olan çoğunluğunun kadavradan yapıldığı nakillerdir.
Binlerce hasta böbrek nakli için bekliyor Ülkemizde 22 bin hasta böbrek nakli için bekliyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, organ bağışçısı sayısının artırı... 15 Mayıs 2022 Organ bağışı 15 hayat kurtardı 4 kişinin organ bağışı 15 hastaya hayat oldu. Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi ekibi, aynı hafta içinde beyin ölümü gerçekleşen 4 kişinin bağı... 04 Mayıs 2022 Organlarınızı bağışlayın hayat kurtarın Organ bağışı haber dizimize devam ediyoruz. Dün 20 yaşındaki Dilek Gençyılmaz’ın 4 yıldır böbrek nakli bekleyişini ekranınıza getirmiştik. Bugün ise o... 16 Nisan 2019 'Varsayılmış rıza sistemi' önerisi Türkiye'de organ nakli bekleyenlerin sayısının her geçen gün artması ve bağışçı sayısının yetersiz olması nedeniyle uzmanlar, kişinin aksi beyanı olma... 19 Ekim 2018 Organlarıyla 5 hastaya umut oldu Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde, beyin ölümü gerçekleşen 56 yaşındaki kadının organları 5 hastaya nakledilecek 04 Haziran 2018 Genç kızın organları 6 kişiye umut oldu Samsun'da iki gün önce şofbenden sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen ve tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen 26 yaşındaki Nurgül Özbe... 26 Ocak 2018 Organlarıyla üç hastaya umut oldu Balıkesir'de, geçirdiği trafik kazası sonucu tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen hastanın organları 3 kişiye umut oldu. 19 Ocak 2018
bir doktor ile ropörtaj yapmam gerekiyor yardımcı olurmusunuz doktor ile ilgili röportaj * Listenizde kadavradan organ bekleyen kaç kişi bulunuyor? Yaklaşık 2 bin 200 kişi bulunuyor. * Bunların ne kadarına organ bulunabiliyor? Bir yıl içinde kadavradan nakil yapabildiğimiz böbrek hastası sayısı n5 ile 50 arasında değişiyor. Antalya'da Türkiye genelinin 10 katı organ bağışı yapılıyor. Bizim oranlarımız İstanbul'da olsaydı bu rakam n50-500 kişiye ulaşacaktı. Avrupa ortalaması da 1n-15 civarında. Antalya, organ bağışı konusunda, il olarak, pek çok Avrupa ülkesinden iyi durumda. * Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yalnızca Antalya ve civarında yaşayan hastalar mı organ bağışı listelerine girebilir? Organ beklemek için Türkiye'nin dört bir yanından Almanya'dan, Avusturya'dan hatta Kanada'dan bile bize gelen Türk hastalar var. Almanya'da yaşayan bir hastamız kadavra listesindeydi, çağrılınca Ankara'da yaşayan birinden daha çabuk geldi. Türkiye'nin dört bir köşesinden kadavra bekleme listesi için buraya geliyorlar. * Öncelik Antalya'da yaşayan hastaların mı? Sağlık Bakanlığı Ulusal Koordinasyon sistemi var, karaciğer ve kalp hastaları için acil bekleme listesi var. Türkiye'nin neresinden bir organ bağışı yapılırsa, tüm bilgiler Sağlık Bakanlığı'na bildiriliyor. Böbrek içinse kendi listenizdeki kayıtlı hastalar içinden doku uyumu en fazla olanlar seçiliyor. Bir kadavradaki bir böbrek için 6 hasta çağırıyoruz. Organların kadavradan çıkarıldıktan sonra en kısa sürede nakil yapılması gerekiyor. Bir hastada tıbbi sorun çıktığı zaman onu gönderip diğerini çağırırken vakit kaybına yol açmaması için 6 hastayı çağırıyoruz. 6 hastaya tüm testler yapıldıktan sonra en uygun olan iki kişi seçiliyor. Buradaki öncelikli kriterler; doku grubu kriterinin en fazla olması, bekleme süresinin uzun olması, verici ile yakın yaşlarda olması. Genç bir hasta ise genç, daha ileri yaşlara ise kendi yaşına yakın vefat edenin organlarını veriyoruz. * Hastalar için geri dönmek hayal kırıklığı yaratmıyor mu? Çok zor oluyor, çok büyük bir hayal kırıklığı ama başka şansımız yok. Beş kez altı kez gelip geri dönen hastalar var. Bazıları 'bir kere gelip geri döneyim' bile diyor. O şansa yakın olduğunu hissetmek istiyor. * Neden hastaları genellikle gece yarısı çağırırsınız? Genellikle gece yarısı arıyoruz; çünkü beyin ölümü testleri akşam üstü tekrarlanır ve bize bildirim akşam üstü yapılır. Biz de aileleri akşam üstü arıyoruz ve gece gibi de görüşüyoruz. Kadavrada beklemenin belli bir standart süresi yok. Tamamen zamana karşı yarış. * Kadavradan mı, canlıdan mı organ istemek daha kolay? Kendi adıma söyleyeyim; kadavradan istemek daha kolay. Çünkü orada hayatını kaybetmiş bir insan var ve doğanın tek bir kuralı var; her doğan canlı ölecek. Eğer organ bağışı yapılmazsa toprak olacak. Ama canlı vericide hiçbir sağlık sorunu olmayan birini riske atıyorsunuz. Diyalizde hastayı bırakırsanız yaşam şansını ve kalitesini üç kat azaltıyorsunuz. Kadavradan herkese organ bağışlama şansınız yok, dolayısıyla canlı nakilleri de önermek zorunda kalıyorsunuz. * Bunu ailenin yakınlarına siz mi teklif ediyorsunuz? Canlı için her iki tarafla da görüşüyoruz. Bazen onlar gelerek vermek istiyorlar, bazen biz aileyle konuşup, durumu anlatıyoruz. * Nasıl tepkiler veriyorlar? Çok değişken bir tepki, net bir şey söylemek zor. Genelde anne babalar çocukları söz konusu olduğu zaman hemen kabul ediyorlar. Ama anne babalar, çocuklarından almayı kabul etmiyorlar. Eşlerin bir kısmı organlarını vermeyi kabul ederken bir kısmı ayrılmayı bile düşünüyor. Kardeşler de bekarsa verme olayı daha kolay, evliyse eşlerin tepkileri ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla bir yığın değişken tepki var. * Kimler daha kolay organ bağışlıyor? En çok anneler çocuklarına. Daha sonra babalar, kardeşler ve eşler geliyor. Eşlerde de kadınların kocalarına organ verme oranı, erkeklerin verici olma oranlarından ciddi oranda yüksek. * Son anda organ bağışlamaktan vazgeçenler oluyor mu? Oluyor. Genellikle kardeşler ya da biraz daha uzak akrabalar son anda vazgeçebiliyorlar. O sırada yaptıkları sohbetler sırasında duydukları 'sakat olursun', 'yarım kalırsın' gibi söylentilere bağlı olarak vazgeçebiliyorlar. Ameliyata giderken dönenleri gördük. Servisten sedyeye koyup ameliyathaneye giderken vazgeçene şahit olduk. * Ne yaptınız? Yapacağımız bir şey yok. Kişinin kendi takdiri. Kardeştiler, yapacak bir şey yok. Çantasını topladı gitti. * Bu durum o insanlar arasında bir küskünlüğe yol açıyor mu? Açıyordur ama bu konuda birini suçlamak, yargılamak doğru değil; çünkü çok zor bir karar. * Siz olsanız verir miydiniz? Organlarımı bağışlardım. Canlı verici anlamında sorduğunuz zaman da çocuğum için hiç düşünmeden evet. Diğer aile yakınları içinse o an çok önemli. Çocuğunuz varsa ve ilerde onda da bu sorunun olup yardım edememe düşüncesi insanı zorlar. Ama aile yakınlarını diyalizde yaşatmaktansa, kesinlikle verirdim. * Sizin için bile çok zor bir karar insanları organ nakline ikna etmek zor değil mi? Beni bir garson olarak düşünün. Ben sadece restorandaki mönüleri getiriyorum. Bu mönüde, böbrek yetmezliği hastaların diyaliz ve nakil şansı vardır. Bunların risklerini anlatırım. Ama hiçbir zaman 'şunu yapın, bunu yapın' demem ya da 'siz olsaydınız ne yapardınız' sorusuna yanıt vermem. Verilen karar için tıbbi destek sağlarım. Onun yerine asla karar verici olmam, öneride, teklifte bulunmam. En azından ben kendi adıma bunu yapmıyorum. Çünkü çok zor bir süreç. Onlar bir ömrü birlikte geçirecekler, hep bu çelişkiyi kendi içlerinde yaşayacaklar; dolayısıyla zorlamak hiç uygun değil. Ama nakil, diyalize göre yaşam süresini artırıyor. Ne kadar erken nakil olurlarsa, başka bir organda hastalık çıkma riskinin azalacağını, kadavra listesinin tamamen bir şans olduğunu anlatıyorum. Bugün de çıkabileceğini, üç veya on yıl sonra çıkabileceğini hatta hiç çıkamayacağını anlatıyoruz. Ancak son kararı kendileri veriyorlar. alıntıdır ....
organ bağışı ile ilgili röportaj