Dua yaptırmadan önce gideceğiniz kişiyi doğru seçmeli, o kişiye güvenmeli ve onun hakkında bilgi sahibi olmanız önemlidir. Zira dualar, hayatınızı sonsuza dek değiştirecek güce sahiplerdir. Bu gücü iyi şekilde kullanmak ise sizin seçiminiz ile dua yapanların elindedir. Bir duanın fark edilmesi, oldukça zordur. Dua İle İnsan Huzur Bulur! 195 Mart 2017, 195 Mart 2017, 2017, Arşiv, Gülistan Menü, Kapak Konuları. 07 Mart 2017. 0 yorum. 709 kez görüntülendi. İnsan maddi, manevi birçok ihtiyaçları olan ve bunları kendi gücüyle gideremeyen aciz bir varlıktır. Genç, gücü kuvveti yerinde olan bir insan isteklerle doludur. Hayatını DuanınGücü ile İlgili Kompozisyon. Bu yazımızda duanın gücü ile ilgili kompozisyon hakkında paragraflar halinde kısaca bir metin yazacağız. İnsanı ayakta tutan en önemli güç duadır. Dua ettiğimizde kendimizi sahipsiz ve çaresiz hissetmeyiz. Çünkü biliriz ki bizi gören duyan bir yaratıcımız var. Bu yüzden en kötü Hz. Nuh (a.s) sular ortalığı sele boğduğu bir anda kendisine inanan bir grup inanmış insanla birlikte gemisiyle birlikte yola koyulmuştu. çılgınca azgın suların ve dalgaların üstünde gemi zorlukla hareket ediyordu ve Hz. Nuh bu sıkıntılı anlardan kurtulmak için geminin kalkarken ve selametle ve huzurla demir atması için Ayak Fetişi ile İlgili Okudukça Bomboş Tavana Bakacağınız, Az Bilinen İlginç Gerçekler! Favorilerinize Ekleyin. Ayak fetişi oldum olası bana hep ilginç gelir. Bir tanım yapmak gerekirse ayak fetişizmi; ayağa, ayaklara saplantılı bir şekilde cinsel olarak yoğun bir ilgi ve çoşku duymaktır. Gelin ayak fetişi, fetişizmi Kitaplarla İlerlemek – Dave Cutler. Evrene Olta Atmak – Jungho Lee. Yaz Okuması – Jeremie Decalf. Kütüphane – Mariusz Stawarski. Kitap Aşkı – Tom Haugomat. Güzel Notalar – Pawel Kuczynski. Gençleşmek – Jungho Lee. İyi bir Kitaba Dalın – Pawel Kuczynski. Daha Fazla Işık – Mariusz Stawarski. rc9WHQw. Dua ile ilgili yazı örnekleri sunduğumuz bu sayfada dua etmenin önemini her yönüyle anlatmaya çalıştık. Dua hakkında kompozisyon örneklerini giriş gelişme sonuç halinde düzenleyip her bir yazıya uygun bir başlık belirledik. Sizler de dua ile ilgili bilgilendirici metin yahut deneme yazısı, makale gibi örnekler yazarak bizlere gönderebilirsiniz. Şimdi dua konulu kompozisyon yazılarını okumaya geçelim. Dua DUA Dua, gerçekleşmesini istediğimiz şeyi Allah’tan istemektir. İstediğimiz şeyin gerçekleşmesi için Allah'a yalvarmaktır. Biz duamızı ederiz, gerisini de Allah'a bırakırız. Ancak dua ederken mantıklı dualar etmeliyiz. Kalkıp da ’Allah'ım, yarın uyandığımda kuş gibi uçabileyim.’’ Gibi bir dua edersek bu elbette ki gerçekleşmez. Dua, ibadetin özüdür. Duası olmayan birinin Allah için pek anlamı da yoktur. Allah ’Duanız olmasa ne anlamınız var?’’ diyerek ona dua etmemiz, ona yalvarmamız gerektiğini vurgular. Her insanın bu dünyada hayalleri veya korkuları vardır. Hayallerimizin gerçekleşmesini isterken, korkularımızın uzak durmasını isteriz. Bunun için elimizden geleni yapar, gerisini de Allah'a bırakırız. Allah, hiçbir duayı karşılıksız bırakmaz. Tüm dualarımıza mutlaka cevap verir. Ancak dualarımızın hemen gerçekleşmesini beklemek doğru olmaz. Biz istediğimiz şey için gereken her şeyi yapıp duamızı ettikten sonra gerisini Allah'a bırakmalıyız. O mutlaka cevap verecektir. -SON- DUANIN GÜCÜ Dua, dinimizde büyük bir öneme sahiptir. Başlı başına bir ibadet sayılır. Hatta dua ibadetin özüdür demek bile yanlış olmaz. Allah'ı gerçek anlamda seven, ona inanan ve güvenen bir Müslüman, dua etmekten asla vazgeçmez. Ettiği duaların anında kabul edilmesini de beklemez. Allah'ın onun için en iyisini istediğini bilir. Bu nedenle duasını ettikten ve üzerine düşeni yaptıktan sonra sabırla bekler. Dua, gerçekleşmesini istediğimiz bir olay veya durumun gerçekleşmesini veya gerçekleşmemesini istediğimiz bir olay veya durumun ise gerçekleşmemesini istemek demektir. Dua, hiç emek verilmeden Allah’tan istemek demek değildir. Öncelikle oturup düşünmeliyiz. Allah'tan istediğimiz şey nedir? Bizim yapmamız gerekenler nelerdir? Örneğin üniversite sınavına hazırlanan birinin hiç ders çalışmayıp da iyi bir üniversiteyi kazanmak istemesi ve bunun için Allah'a dua etmesi mantık dışıdır. Bu kişinin yapması gereken, öncelikle derslerine sıkı sıkı çalışmak, emek vermek, daha sonra ise isteğini Allah'a bildirmektir. Allah, tüm dualarımız kabul edeceğini söyler. Ancak bazen dua etmemize rağmen isteğimiz gerçekleşmeyebilir. Bu durumda duanın hiçbir etkisinin olmadığını düşünmek yerine, istediğimiz şeyin bizim için hayırlı olmadığını veya zamanının henüz gelmediğini düşünmek gerekir. Duanın gücü büyüktür. Zamanı geldiğinde dualarınız mutlaka gerçekleşecektir. -SON- DUA ETMENİN ÖNEMİ Dua etmek, Allah'a olan inanç ve güvenimizin tam olduğunun göstergesidir. Allah'a inanmayan biri, dualarının da kabul olmayacağını düşünerek zaten dua etmez. Oysa dua etmenin önemi çok büyüktür. Gerçek bir Müslüman Allah'tan istemekten, ona yalvarmaktan çekinmemelidir. Allah'ı seven, dolayısıyla Allah tarafından da sevilen herkesin duası mutlaka kabul olur. Ancak doğru yoldan ayrılmış, inancını kaybetmiş, kalbi kötülüklerle dolu insanların duaları kabul olmaz. Bazı insanlar vardır ki onların dualarına Allah hemen cevap verir. Bunların başında Allah dostları gelir. Peygamberler, sahabeler ve Allah'a gönül vermiş olan zatların duaları kabul olur. Annelerin evlatları için ettiği dualar ve yine yetimlerin, öksüzlerin ettiği dualar da kabul görür. Dua etmek için uygun zamanlar da vardır. Örneğin sabah namazında edilen duaların daha çabuk kabul gördüğü rivayet edilir. Yine Ramazan ayında iftar açarken ettiğimiz dualar, Kadir Gecesi’nde yapılan duaların da kabul edildiği söylenir. Ancak durum böyle olsa da duanın belli bir zamanı yoktur. İstediğiniz her an Allah'a dua edebilir, dileklerinizin gerçekleşmesini ondan isteyebilirsiniz. Dualarımızı en çok namaz kılarken ederiz. Namaz kıldığımız anlar, Allah'a en yakın olduğumuz anlardır. Böyle bir anda dua etmek çok önemlidir; zira o an içimizde bir huşu bulunur ve dualarımızı tüm içtenliğimizle yaparız. İnsanlar, duayı sadece kendileri için yapmazlar. Başka insanların iyiliği için de dua edilir. Hatta başkası için ettiğimiz dualar daha fazla kabul görebilir. Dua etmek bizden hiçbir şey eksiltmez, aksine bize çok şey katar. Bu yüzden her fırsatta Allah’tan güzellikler istemek, onun da rızasını kazanmak demektir. -SON- Dua etmek ile ilgili kompozisyon örneklerini okudunuz. Eğer bu yazıları beğendiyseniz düşüncelerinizi lütfen bizimle paylaşın. Aşağıda bulunan yorum kutusu vasıtasıyla sizler de duanın gücü ile ilgili düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir, dua ile ilgili yazı örneklerini bize gönderebilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkürler. İnsanoğlu, tabiatı gereği darda kaldığında kendisine el uzatacak kimseleri arar. Yardımına başvurabileceği kimseleri tek tek zihninden geçirir. Eğer çok ciddi ve acil bir durum söz konusu ise, bu zihin işlemine bile gerek kalmadan haykırır; “İmdat! Yardım eden yok mu?” diye. Varlığını sürdürebilmesi için dışındaki dünyaya yüzde yüz bağımlı olduğunun göstergesidir bu yönelişi. Havanın, suyun, rüzgârın, toprağın, ağacın, yaprağın, güneşin, sayılabilecek her şeyin yardımına muhtaçtır. Farkında olsun ya da olmasın, her nefes alp verişinde bir arayış, bir yardım ve destek arayışı içerisindedir. Soluk alırken havayı ciğerlerine çekişi de, aldığı havayı dışarıya çıkarması da bir çağrıdır. Birincisi oksijenin kanı temizlemesi, ikincisi ise, kirlenen oksijenden vücudun kurtulması yönünde bir çağrıdır. Bebeğin ağlaması bir çağrı, insanın dinlenme ihtiyacı bir çağrı, suya ihtiyaç duyması bir çağrı… İnsanın hayatı adeta bir çağrılar dizisinden ibaret! Ve her çağrı, bir talebin karşılanmasına yönelik… İnsan çağrı ve isteklerden oluşan bir hayat yaşar. Ancak bu istekler sadece bedeni ile madde dünyası arasında başlayıp biten bir ilişkinin değil, aynı zamanda ruhu ile mana âlemi arasındaki iletişimin de bir parçasıdır. Hatta işin maddî ve dünyevî boyutu, yalnızca kabuğu ve dış yüzüdür. Hâlbuki işin özünü, insanın hem kendisinin hem de sürekli çağrıda bulunduğu fizikî çevresinin, akla gelen-gelmeyen her şeyi “Var eden Kudret”le olan bağlantısı oluşturur. Her şeyi “Var eden Kudret” olduğu için hayatımızı oluşturan tüm çağrılar aslında O’na yönelik çağrılardır. İnsan, yaratılışı itibarıyla bu Kudret’e aşina bir niteliğe sahiptir. İnsanlık tarihi boyunca çeşitli şekillerde isimlendirilen bu Kudret, kerim kitabımızda kendini “Allah” diye isimlendirir. Allah ile insan arasındaki ilişki, Allah’ın mutlak kudret sahibi, insanın ise mutlak ihtiyaç içinde olduğu esasına dayalıdır. Dua Hakkında Bir Ayet Dua, Kur’ân dili Arapçadan dilimize geçmiş bir kelimedir. Sözlük anlamı ile çağırmak, davet etmek, yardım istemek demektir. Dinî bir terim olarak ise, “kulun dileklerini Allah’a iletmesi, bir konuda O’nun yardımını istemesidir.” Yüce Rabbimiz, kendisine dua edenlerin duâsına icâbet edeceğini şu âyet-i kerîmede bildirmiştir ARAPCA 1 “Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde duacının dileğine karşılık veririm. Şu halde benim davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulalar.” Bakara, 186 Bu âyet-i kerîmede dilsel ve anlamsal açıdan birçok incelik mevcuttur 1- Âyetteki “duâcının dileğine karşılık veririm” ifâdesi, çok latif bir mânâyı ihtivâ etmektedir. Şöyle ki “Kullarım sana beni sorduklarında, bilsinler ki şüphesiz ben yakınım” şeklinde başlayan âyetin “Bana dua ettiklerinde ONLARIN dualarına karşılık veririm” şeklinde devam etmesi gerekirdi. Çünkü “Kullarım sana Beni sorduklarında” denildikten sonra, Allah’ı soran kullar kast edilerek “bilsinler ki” denilmiştir. Yani “Beni soran kullarım bilsinler ki” anlamında. Bu akışa göre âyetin devamında da soruyu soran kullara yönelik bir cevap verilmesi beklenirdi. Ama verilen cevap böyle olmadı. Şayet cevap böyle olsaydı, sadece Allah’ı soran kulların kast edilmiş olduğu vehm edilecekti. Lâkin Yüce Rabbimiz “dua ettiğinde DUÂCININ dileğine karşılık veririm” buyurarak, sadece Allah’ı soranların değil, “DUA EDEN HERKESİN DUASINA” icâbet edeceğini bildirmiştir. Bunu bir örnekle izah edelim Bir sınıftaki öğrenciler, okul müdürüne müracaat edip bir talepte bulunduklarında, okul müdürü onlara bir öğretmen aracılığıyla “Onların isteğini yerine getireceğim” cevabını verse, bu cevaptan sadece bu öğrencilerin isteğini karşılayacağı anlaşılır. Ancak “Talebi olanların talebini karşılayacağım” derse, sadece bu öğrencilerin değil, talepte bulunacak bütün öğrencilerin talebini karşılayacağını bildirmiş olur. Yüce Rabbimiz de, sadece kendisini soranlara değil, “DUA EDEN HERKESİN DUASINA” icabet edecektir. 2- Bu âyette, duâ eden herkesin, duâsına icâbet edileceği bildirilmiştir. Evet, duâ edenin duâsına… Yani kendisine değil, duâsına… Bu demektir ki; duâ eden kimse, ne isterse kendisine o verilecektir. Bu sebeple âyette “duâ edene icâbet ederim” değil; “DUÂ EDENİN DUÂSINA İCÂBET EDERİM” denilmiştir. Biraz daha açacak olursak; duâ edene icâbet etmek, duâ edenin isteklerinden bir kısmına icâbet etmekle de mümkün olur. Lâkin duânın kendisine icâbet etmek, o duâda istenen isteklerin tamamına icâbet etmek demektir. Böylece iki ifâde arasındaki fark zâhir oldu. 3- Âyet-i kerîmede duâların kabulü, meşiete dilemeye bağlanmadan ifade edilmiştir. Yani Rabbimiz “Dilersem kabul ederim” buyurmamış; meşiete bağlamaksızın “duacının dileğine karşılık veririm” buyurmuştur. Hâlbuki bazı âyetlerde isteklerin kabulünün meşîete bağlandığı görülmektedir De ki “Ne dersiniz, size Allah’ın azabı gelse yahut kıyamet gelip çatsa size, Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru sözlü iseniz söyleyin bakalım. Aksine, yalnız Allah’a yalvarırsınız. O da kendisine yalvarmanıza konu olan belâyı DİLERSE kaldırır, siz de ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.” En’am, 40-41 4- “DİLERSE” şartı koşmadan Allah-u Zülcelâl’in dualara icabet edeceğini müjdeleyen bu âyet-i kerîme, oruçtan bahseden âyetlerin arasında vârid olmuştur. Yani bu âyetin öncesinde ve sonrasında oruçtan bahseden âyetler gelmiştir. Öncesinde, orucun farziyyeti anlatılmıştır “Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı.” Bakara, 183 Bu ayetin sonrasında ise oruçla alâkalı bazı hükümler açıklanmıştır “Oruç gecesinde kadınlarınızla birleşmek size helâl kılındı. Onlar sizin için elbisedir, siz de onlar için elbisesiniz. Sizin kendinize hıyanet etmekte olduğunuzu Allah bilmiş, tövbenizi kabul etmiş ve sizi bağışlamıştır. Şimdi artık onlarla birleşin ve Allah’ın sizin için yazdığını isteyin. Fecirden siyah ip beyaz ipten sizin için ayırt edilir hale gelinceye kadar yiyin ve için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın.” Bakara, 187 Görüldüğü üzere söz konusu duâ âyeti, oruçla alâkalı âyetlerin arasında vârid olmuştur. Bu durum göstermektedir ki; oruç, duâlara icâbetin vesilelerindendir. Hatta bu hususta Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivâyet edilen hadisler mevcuttur Arapca 2 “Üç kişi var ki, duaları geri çevrilmez Adaletli devlet idarecisi, iftar etmek üzere olan oruçlu ve zulme uğrayan mazlum.” Tirmizî, Bir, 7 Öyleyse oruçlu iken Allah’a çokça dua etmek gerekir. 5- Âyette cevap cümlesi, şart cümlesinin önüne alınmıştır. Yani أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ cümlesinde إِذَا دَعَانِ kısmı, şart cümlesi, أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ kısmı ise cevap cümlesidir. Normalde şart cümlesi, cevap cümlesinden önce gelir. Lâkin burada tam tersi olmuştur. Buna göre âyetin anlamı şöyledir “duacının dileğine karşılık veririm bana dua ettiğinde.” Yani duaya icabet etmenin şartı zikredilmeden, dualara icabet edileceği zikredilmiştir. Bu durum, duâlara icâbetin kesinlikle hâsıl olacağını gösterir. Kullarına rahmet kapılarını ardına kadar açan Rabbimiz, kullarının kendisine dua etmesinden hoşnut olur. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur Arapca 3 “Cenâb-ı Hak duâda fazla ısrar edenleri sever.” Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no 1876 Öyleyse kul, dua etmekten vazgeçmemeli, kabulünü umarak dua etmeye devam etmelidir. Ettiği duaların karşılıksız kaldığını düşünerek şikâyet edenler, duada acele edenlerdir. Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem bu hususu şöyle beyan buyurmuştur “Allah dualarınızı kabul eder. Ancak kabul edilmesi için acele etmeyin; dua ettim de kabul edilmedi demeyin.”Buhârî, Da’vât, 22; Müslim, Zikir, 92 Allah’a edilen dualar, er ya da geç mutlaka karşılığını bulacaktır. Şartlarına riayet edilerek edilen hiçbir dua boşa gitmeyecektir “Eğer bir kul, Cenâb-ı Hakk’a bir hususta duâ eder de icâbet olunmazsa onun yerine bir hasene, yani bir sevâb yazılır.” Darekutnî Duanın gücünden habersiz olanlara İmâm Şâfiî hazretleri şöyle seslenmektedir Duayla alay eder, onu küçümser misin? Dua nelere kâdir, nereden bileceksin? Gecenin okları hedefi şaşmaz ama Zamanı vardır Ulaşır yerine saati dolduğunda. Rabbim istemezse tutar okları, Kaderin hükmü varsa, açar yolları. Duanın Sınırsız Gücü Ammar oğlu Mansur bir gün kalabalık bir mü'min topluluğuna yakıcı ve tesirli sözlerle vaaz ediyor, onları aydınlık Allah yolunda mücadele edip son nefeslerine kadar kalmaya davet ediyordu. Dinleyicilerin arasından bir yoksul ayağa kalkarak Ammar'a yaklaştı ve - Çok muhtaç durumdayım, bana dört lira para verirmisiniz? dedi. Bunu üzerine kendi cebinde dört lirası bulunmayan Ammar halka dönerek - Ey mü'minler!.. Bu arkadaş dara düşmüş dört lira para istiyor, bende yok. Bu parayı içinizden kim verecek? Verene dört ayrı iyi dua edeceğim, dedi. Caminin bir köşesine sıkışmış bir siyah köle, için için Ammar'dinliyordu. Bir yahudinin kölesiydi. Yanında da sadece topu topu dört lirası bulunmaktaydı. Ayağa dikildi ve - Ey üstadım! Bana dilediğimce dört dua yapman şartıyla sana dört lira veririm, dedi. Gerçektende köle dört lirasını Ammar'a verdikten sonra şöyle söyledi - Ey üstad!.. Ben köleyim, efendim de bir yahudi, efendimin Müslüman olması, beni de azad edip hürriyetime kavuşturması için ALLAH'a dua et. Ayrıca ben yoksul bir kimseyim,Allah'a yalvarıp yakar da yaygın lutfuyla bana zenginlik versin. Bir de çok günahkarım. Günahlarımın affı için Allah'a yalvar. Bu dileklerini sıralayıp da parayı Ammar'a teslim eden köle, Ammar'ın da duasını dinledikten sonra evine döndü. Efendisi yahudiyi görür görmez camide geçen olayı kendisine aksetti. Yahudi daima iyiliğini gördüğü ve iyiliğinden başkaca bir harekette bulunmayacağına kesinlikle inandığı imanı bütün kölesinin bu durumu karşısında sevinç gözyaşları dökmeye başladı ve' - Seni azad ettim. Şu ana kadar ben senin efendin idim. Ama bundan böyle sen benim efendimsin, dedi. Ardından da ''Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedüenne Muhammeden abdühü ve Resûlüh Görmüş gibi inanırım Allah tan başka İlah Yoktur ve Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. diyerek aydınlık Allah yoluna girdiğini mühürledi. Yeni mümin olmuş Yahudi, kölesini bütün mal ve servetine ortak ettiğini bildirdi ve sözlerini şöyle bağladı - Dördüncü dileğinize gelince o benim elimde olan bir şey değil. Çünkü affetmek ancak Allah' mahsustur. Fakat bana karşı bir kötülüğün oldu ise, ben onu affediyorum. Bu hadise böyle biterken köle gökten yükselen bir ses duydu. Sesin sahibi şöyle diyordu''Her ikinizi de Cehennem ateşinden azad ettim Sizi bütün günahlarınızdan arıttım. Bundan böyle sınırsız yardımım sizinle beraberdir. Müjdeler olsun!" Revnakul Mecalis

duanın gücü ile ilgili hikayeler