EeOU2. Nezle haberleri ilk sayfaArama Sonuçları SAĞLIK2485 Gün 17 Saat 20 dk. önce yayınlandı SAĞLIK2696 Gün 14 Saat 37 dk. önce yayınlandı SAĞLIK2704 Gün 3 Saat 53 dk. önce yayınlandı 1
- 0100 Son Güncelleme - 0100 Kalp ile yürek aynı şey değildir. Göğsün sol tarafındaki et parçasına yürek denir. Yürek hayvanlarda da bulunur. İnsana mahsus olan kalbe Gönül denir. "Bazı hastalıkların tedavisi için perhiz lâzımdır. Herkes istenilen perhizi kolay yapamaz. Kalbin tedavisi için de günâhlardan perhiz yapmak yâni uzaklaşmak lâzımdır. Bu da kolay değildir. Kolay olsa hiç kimse günâh işlemez. " Kalp ile yürek aynı şey değildir. Göğsün sol tarafındaki et parçasına yürek denir. Yürek hayvanlarda da bulunur. İnsana mahsus olan kalbe Gönül denir. Kalp, görünmez bir kuvvettir. Tesirleri ile, eserleri ile tanınır. Meselâ elektrik cereyanı da görünmez. Fakat ampulden geçtiği zaman, rezistans telini ısıtarak ışık hâsıl ettiği için ampulde cereyan bulunduğunu anlıyoruz. Halbuki elektrik, madde değildir. Bir yer kaplamaz. Kalp dediğimiz kuvvet de madde değildir. Yer kaplamaz. Yürek denilen et parçasında eserleri görüldüğü için Kalbin yeri yürektir diyoruz. Kalp, ruh ile nefs arasında bir köprü gibidir. Marifetler, feyzler, kalbe ruh vasıtası ile gelir. Kalp, his uzuvlarına da bağlıdır. His uzuvları ne ile meşgul olursa, kalp ona bağlanır. İnsan güzel bir şey görünce, güzel bir ses duyunca, tatlı bir şey alınca kalp bunlara bağlanır. Ruha veya nefse tatlı gelenleri sever. Bu sevgi insanın elinde olmaz. İnsan güzel bir şey okuyunca, kalp, bunların manâlarına, yazarına bağlanır. Güzel, tatlı demek, kalbe güzel, tatlı gelen şey demektir. RUH VE HAKİKİ GÜZELLİK İnsan, çok defa hakîkî güzelliği anlayamaz. Nefse güzel gelen ile, ruha güzel geleni birbiri ile karıştırır. Ruh kuvvetli ise, hakîkî güzelliği anlayıp, onu sever, bağlanır. Âyet-i kerîmeler, hadîs-i şerîfler, evliyânın sözleri, duâ, ibâdet gibi şeyler aslında güzeldir. Çok tatlıdır. Kalbin nefse bağlılığı azalınca ve nefsin elinden kurtulunca, bunları okuduğu, duyduğu zaman, bunların güzelliğini anlar ve bağlanır da, insanın haberi olmaz. Kalbi, nefsin elinden, baskısından kurtarmak için, nefsi ezmek, kalbi uyandırıp kuvvetlendirmek lâzımdır. Bu da, Resûlullaha uymakla olur. Muhammed aleyhisselâma uyarak kalbini nefsinin pençesinden kurtaran bir kimse, bir velîyi incelerse, onun Resûlullahın vârisi, Allahın sevgili kulu olduğunu anlar. Allahü teâlâyı çok sevdiği için, Allahın sevdiğini de çok sever. Fakat sevebilmek kolay bir şey değildir. Nefsin sevdiklerini, ruhun sevdiği hakîkî güzellikler sanarak aldananlar çok olmuş, felâkete sürüklenmişlerdir. Nefs ve şeytan, burada çok kimseleri aldatmıştır. Bedenin her uzvu, kendine mahsus muayyen bir iş için yaratılmıştır. Hastalığı ise, hangi iş için yaratılmışsa, onu yapamamasıdır. Ya o işi hiç yapamaz veya zorla yapabilir. Meselâ, elin hastalığı, tutamamak, gözün hastalığı görememektir. Bunun gibi, kalbin hastalığı da, hangi iş için yaratılmışsa onu yapamamaktır. Kalp, ilim, hikmet, marifet, Allah sevgisi Allaha ibâdet için yaratılmıştır. Her uzvun bir faydası vardır. Kalbin faydası, hikmet ve marifet sayesinde insanı hayvandan ayırt etmektir. Çünkü insan, yemek, içmek gibi vasıfları ile hayvandan ayrılmaz. Hayvandan ayrılması, eşyayı olduğu gibi bilmesi sayesindedir. Eşyayı eşya yapan ve onu var eden Allahü teâlâdır. İnsan, her şeyi bilse, fakat Allahı bilmese, diğer bildiklerinin hiç kıymeti yoktur. Allahı bilmenin alâmeti onu sevmektir. Sevginin alâmeti de hiçbir sevgiyi Onun üzerine tercih etmemektir. Allahın emirlerini yapmayanın kalbi dinimizce hasta demektir. Kalbin hasta olması dine tam inanmaması, tam teslim olmaması demektir. Tam teslim olan kimse, Allahın emirlerindeki sayısız hikmetleri ve faydaları bilmese de hiç düşünmeden her emrini yapar. Dine uymak çok kolay ise de, kalbi hasta olana güç gelir. Bir çok işler sağlam insanlara kolay gelirken, hastalara güç gelir. Kalbin hasta olması da, Allahü teâlâya tam teslim olmaması demektir. Kalpte hakîkî tasdikin, doğru imânın bulunmasına bir alâmet, dinin emirlerine kolay uyabilmektir. Haram yemek kalbi karartır, hasta eder. Zünnûn-i Mısrî hazretleri buyurdu ki Kalbin kararmasının dört alâmeti vardır 1- İbâdetin tadını duymaz. 2- Allah korkusu hâtırına gelmez. 3- Gördüklerinden ibret almaz. 4- Okuduklarını, öğrendiklerini anlamaz, kavrayamaz. Her şeyden önce kalbi temizlemek lâzımdır. Çünkü kalp, bütün bedenin reisidir. Bütün organlar kalbin emrindedir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. Bu iyi olursa, bütün uzuvlar iyi olur. Bu kötü olursa, bütün organlar bozuk olur. Bu kalbdir. KÖTÜ HUYLAR... Yâni bu yürek denilen et parçasındaki gönüldür. Bunun iyi olması, kötü ahlâktan temizlenmesi ve iyi ahlâk ile süslenmesidir. Kalp hastalıklarının tedavileri güçtür. Hastalığını teşhis ettikten sonra, ilâçlarını iyi bilmek ve iyi kullanmak lâzımdır. Kalbi, ruhu hasta eden kötü huylardır. İnsana dünyada ve âhırette zarar veren her şey, kötü ahlâktan meydana gelmektedir. Yâni zararların, kötülüklerin başı kötü huylu olmaktır. Kalbi hasta ederek ruhun ölümüne sebep olan kötü huyların en kötüsü îmânsızlıktır. ¹mânı olmayanın, Benim kalbim temizdir. Sen kalbe bak! demesi çok yanlıştır. Çünkü ölmüş, kokmuş bir leş olan kalbin temiz olması hiç düşünülebilir mi? Kalbin en kötü hastalığı olan îmânsız olmaktan çok korkmalıdır. Kalp hastalıklarının îmânsızlıktan sonra en zararlısı bidat olan şeylere inanmaktır. Kalp hastalığının üçüncüsü bidat olan şeyleri yapmaktır. Bidatları yapmaktan kaçındıktan sonra, günâhlardan sakınmak lâzımdır. Görüldüğü gibi kalbin temizlenmesi İslâmiyete uymakla olur. İslâmiyet üç kısımdır İlim, amel ve ihlâs. İlimden maksat, dinin bütün emir ve yasaklarını öğrenmek, amelden maksat, öğrendiklerine tâbi olmak, tatbik etmek, ihlâs ise yalnız Allah rızâsı için yapmak demektir. Kalbi hasta olan, Hakkın rızâsına uygun iş yapamaz. Kalbi bozan, karartan şeyler, işlenen günâhlardır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki Bir günâh işleyenin kalbinde izi kaybolmayan bir leke meydana gelir. Bu leke silinmezse kalp kararmağa, bozulmağa devam eder. Nihayet kalp bir gün ölür. Kalbdeki lekeyi temizlemek için hemen günâh işledikten sonra tövbe ve istiğfâr edip güzel bir amel işlemelidir. Günâh ile kirlenen kalbi sevâb ile temizledikten sonra, kalbin parlaması için sevap işlemeğe devam etmek lâzımdır. Bildiğine uygun amel edene, Cenâb-ı Hak ihsânlarda bulunur, çeşitli felâketlerden onu korur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki Kim bildiği ile amel ederse, Allahü teâlâ bilmediğini de ona öğretir. Bir kimse, bir nevi toprak olan kil yemeyi, diğer yemeklerden fazla seviyorsa, o kimse hasta demektir. Başkalarını Allahtan çok seven kalp de hastadır. Vücut hastalıklarının bazısını sâhibi bilemediği gibi, kalp hastalıklarının bazıları da bilinemez. Bunun için gâfil avlanır, tedavisine bakmaz. Bazı hastalıkların tedavisi için perhiz lâzımdır. Herkes istenilen perhizi kolay yapamaz. Kalbin tedavisi için de günâhlardan perhiz yapmak yâni uzaklaşmak lâzımdır. Bu da kolay değildir. Kolay olsa hiç kimse günâh işlemez. Her hastalığı tedavi ettirmek için o hastalık üzerinde ihtisas sahibi olan tabibe gitmek lâzımdır. Gözünden ameliyat olacak birisinin kasaba gitmesi uygun olur mu? KALP HASTALIKLARININ MÜTEHASSISLARI Kalp hastalıklarının mütehassısları da İslâm âlimleridir. İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki Bugün İslâm âlimiyim diyen kimseler, birer kalp hastasıdır. Bunların vereceği reçetelere nasıl iltifat edilir? Yine İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki Bugün ilimler unutuldu. Kalbin tedavisinden bahsedenler kalmadığı gibi, kalbin hastalığı bile inkâr edildi. Vaziyet böyle olunca kalp hastalıklarının teşhis ve tedavisi çok zorlaşmaktadır. Kalbin hastalığı herkeste başkadır. Herkesin, kendi hastalığına uygun gelen ilâçları Kurân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden çıkarması imkânsız gibidir. Hakîkî İslâm âlimleri, kalp mütehassısları olup, herkesin bünyesine, hastalığına ve zamana uygun ruh ilâçlarını Kurân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden çıkarıp kitaplarında bildirmişlerdir. Bu bakımdan bizim işimiz kolaylaşmıştır. İslâm âlimlerinin yazdığı doğru ahlâk kitaplarını okuyup amel etmek kâfidir. Bu kitaplarda, kalp hastalıkları, teşhis ve tedavi şekilleri bildirilmiştir. Bu kitapları okuyup tatbik eden kimse, sıhhate kavuşur, iyi bir insan olur.
Reflüye İyi Gelen Şeyler ve Reflü Diyeti, Reflü belirtileri, mide asidinin yemek borusuna temas etmesi sebebiyle tahrişe ve ağrıya neden olabilir. Reflü semptomlarını azaltmak için bazı yiyecekleri beslenmenize dahil edip hazır gıdalardan kesinlikle uzak durmanız gerekmektedir. Tabi ki bu semptomları azaltmak için sadece belirli gıdalar ve uzaklaşmanız gereken gıdalar dışında stres, alkol ve sigaradan uzak durmanız gerekmektedir. Stres reflünüzün azmasına ve hastalığınızı kontrol edemeyeceğiniz bir boyuta getirebilir. Reflüye İyi Gelen Şeyler ve Reflü Diyeti Reflü semptomlarına iyi gelecek besinleri sizler için şöyle sıraladım; Muz Fasulye Lif oranı yüksek besinlerarpa, çavdar, brokoli, mısır, nohut, bezelye vb Peynir Havuç Elma Brokoli TAVSİYELER Yemek yedikten sonra en az üç saat boyunca oturun. Yatmayın. Dik ve yatar pozisyonda olmamak reflü şikayetlerinizi azaltır. Bol bol su için ve bunu alışkanlık haline getirin. Gazlı içecekler ve ekşi, tuzlu yiyeceklerden kesinlikle uzak durun. Düzenli beslenme alışkanlığı edinin ve spor yapmaktan çekinmeyin. Unutmayın hareketsiz yaşam bütün hastalıkların habercisi olabilir. REFLÜ DİYETİ Yulaf ezmesi, zencefil, sebzeleryeşil yapraklı sebzeler, yağsız et ve deniz ürünlerikarides vb., bulgur, sağlıklı yağlaravokado, ceviz tohum yağları vb., bitki çayları ve süt Yukarıda diyetinizde neler tüketmeniz gerektiğini yazdım. Özel önerilerime gelecek olursak hazır gıdalardan özellikle sabah tüketilen hamur işi, poğaçalardan, hazır lahmacun fastfood gibi zararlı yiyeceklerden kesinlikle uzak durun. Ek olarak ta kantoron yağı ve kudret narı yağını tavsiye ederim.
yürek kalkmasına iyi gelen şeyler